آموزش زبان ترکی استانبولی - مطالب H-salimi

آموزش زبان ترکی استانبولی
 
آموزش گام به گام ترکی استانبولی در اینجا بهتر از همه جاروزهای شنبه ,دوشنبه و چهارشنبه با درسهای جدید این وب بروز رسانی میشود


 
نوشته شده در تاریخ یکشنبه 13 آبان 1397 توسط H-salimi
نوشته شده در تاریخ شنبه 12 آبان 1397 توسط H-salimi
نوشته شده در تاریخ جمعه 11 آبان 1397 توسط H-salimi
نوشته شده در تاریخ جمعه 11 آبان 1397 توسط H-salimi
نوشته شده در تاریخ چهارشنبه 7 مرداد 1394 توسط H-salimi

How much is this skirt? = Bu etek ne kadar?

It costs 50 Ytl. = 50 ytl tutuyor.

Discount = İndirim

Expensive = pahalı

Cheap = ucuz

Tip = bahşiş

It’s your tip = üstü kalsın (Bu da senin bahşişin)

What size do you wear? = kaç beden giyiyorsunuz?

My size is …. = … beden giyiyorum

Can I take the receipt? = Fiş alabilir miyim?

————————————–

İngilizce Alışveriş

WELCOME, MAY I HELP YOU?

May I help you? (Yardımcı olabilir miyim?)

Can I help you find something? (Birşey bulmanıza yardım edebilir miyim?)

Can I show you with something? (Size birşey gösterebilir miyim?)

Are you being helped? (Size bakan var mı?)

Is there anything I can help you with? (Yardımcı olabileceğim bir konu var mı?)

If you need me, I’ll be around (Bana ihtiyacınız olursa, ben civardayım)

If I can help you, just let me know (Eğer yardım gerekirse haberim olsun)

What are you interested in? (Ne bakmıştınız?)

Are you looking for something in particular? (Belirli birşey mi arıyorsunuz?)

Do you have something specific in mind? (Aklınızda özel birşey var mı?)

What size do you need? (Kaç beden istiyorsunuz?)

Do you know what size you are? (Bedeninizi biliyor musunuz?)

That’s on sale this week? (O bu hafta indirimde)

I’ve got just your size (Tam sizin bedeninize uygun birşeyimiz var)

Can I suggest this? (Size bunu önerebilir miyim?)

Do you need anything to go with that? (Bununla gidecek birşey ister misiniz?)

That looks nice on you (Üzerinizde güzel durdu)

That looks great on you (Üzerinizde harika durdu)

That’s your colour (Tam sizin renginiz)

This is you (Sizi çok açtı)

How would you like to pay for this? (Bunu nasıl ödemek isterdiniz?)

Will that be cash or credit? (Nakit mi, kredi kartı mı?)

We don’t have that in your size (Bunun size göre olan bedeni yok)

Whe don’t have it in that colour (Bu renkte yok)

WHEN ARE YOU OPEN?

When are you open? (Ne zaman açıksınız?)

When do you open? (Ne zaman açıyorsunuz?)

What are your hours? (Çalışma saatleriniz nelerdir?)

I’m looking for something for my father (Babam için birşey bakıyordum)

It’s a gift (Hediye olacak)

I don’t know his size (Bedenimi bilmiyorum)

Can you measure me? (Bedenimi ölçebilir misiniz?)

Thank you, I’m just looking (Sağolun, sadece bakıyorum)

I’m just browsing (Sadece bir göz gezdiriyorum)

I can’t make up my mind (Kafamı toparlayamıyorum)

Do you have this shirt in yellow? (Bu tişörtün sarısı var mı?)

Do you have these shoes in suede? (Bu ayakkabının süeti var mı?)

Have you got something less expensive? (Daha uzuz birşeyiniz var mı?)

It it on sale? (Bu indirimde mi?)

Do you have a t-shirt to match this? (Buna uyacak bir tişörtünüz var mı?)

Where is the fitting room? (Elbise değiştirme kabini nerede?)

I’d like to try this on (Bunu denemek istiyorum)

It’s too tight (Bu çok dar)

It’s too loose (Bu çok geniş)

It’s a little bit expensive (Bu biraz pahalı)

It’s a little pricey (Bu biraz tuzlu)

Can you hold it for me? (Bunu benim için saklayabilir misiniz?)

Can I get it gift-wrapped? (Hediye paketi yapabilir misiniz?)

Would you please gift-wrap that? (Lütfen hediye paketi yapabilir misiniz?)

How much is it? (Kaç lira?)

How much does it cost? (Fiyatı ne kadar?)

———————————————-

dear:  değerli

groceries:  bakkaliye

a store:  dükkan

a bank:  banka

a bakery:  ekmekçi

a mall:  alışveriş merkezi

a grocery store:  bakkal

money:  para

a credit card:  kredi kartı

a check:  çek

a dollar:  dolar

an euro:  avro

change:  para üstü

a coin:  madeni para

to make out a check:  çek yazmak

a butcher shop:  kasap

a department store:  alışveriş merkezi

a newsstand:  gazete bayisi

a market:  pazar

a flea market:  bit pazarı

a pastry shop:  pastahane

a supermarket:  süpermarket

a purchase:  alışveriş

to buy:  satın almak

to pay:  ödemek

to sell:                  satmak

a counter:  tezgah

to get in line:  sıraya geçmek

price:  fiyat

to borrow:  borç almak

to give back:  geri ödemek

to withdraw: para çekmek

a withdrawal: çekilen para

credit:  kredi

cash: nakit

to cost:  Tutmak

cheap: ucuz

a kiosk: kulübe

a shopping cart: tekerlekli sepet

a receipt: fiş

a list: liste



ادامه مطلب

نوشته شده در تاریخ جمعه 15 خرداد 1394 توسط H-salimi

  1. What are the traditional dishes of your country? What's your favourite national cuisine? (Ülkendeki geleneksel yemekler neler? En sevdiğin dünya mutfağı ne?)
  2. What's your favourite food? What food do you like least? (En sevidiğin yiyecek ne? En az hangi yiyeceği seversin?)
  3. Were you a fussy eater when you were young? What was your favourite food? (Küçükken yemek konusunda mızmız mıydın? En sevdiğin yiyecek neydi?)
  4. Do you drink alcohol? What do you drink? (Alkol içer misin? Ne içersin?)
  5. Do you have any vegetarian friend? (Vejeteryan arkadaşın var mı?)
  6. What do you eat for breakfast? (Kahvaltıda ne yersin?)
  7. Do you like hot spicy food? (Acı, baharatlı yiyecekleri sever misin?)
  8. Have you ever been on a speacial diet? If yes, were you successful? (Hiç özel bir diyet yaptın mı? Evetse başarılı oldun mu?)
  9. How important is food in your country and in your life? (Senin ülkende ve hayatında yiyecek ne kadar önemli?)
  10. What is your favourite drink? (En sevdiğin içecek ne?)
  11. What is your favourite desert? (En sevdiğin tatlı ne?)
  12. How often do you cook? Who usually does the cooking in your house? (Ne kadar sıklıkla yemek pişirirsin? Evde genellikle kim yemek yapar?)
  13. Where do you do your food shopping? Who usually does this in your family? (Yemek alışverişini ne zaman yaparsın? Genellikle senin ailende bunu kim yapar?)
  14. What is your favourite fruit? (En sevdiğin meyve ne?)
  15. How much coffee or tea do you drink every day? (Her gün ne kadar kahve ya da çay içiyorsun?)
  16. How often do you eat out? What's your favourite restaurant? (Ne kadar sıklıkla dışarda yersin? Favori restoranın neresi?)
  17. What do you usually eat for lunch? Is lunch an important meal? (Öğlen yemeğinde genellikle ne yersin? Öğlen yemeği önemli bir öğün mü?)
  18. Have you ever suffered from food poisoning? (Hiç besin zehirlenmesi yaşadın mı?)



ادامه مطلب

نوشته شده در تاریخ جمعه 15 خرداد 1394 توسط H-salimi

  1. Did you have a happy childhood? (Mutlu bir çocukluğun mu vardı?)
  2. Did you use to go on family holidays? If so where did you use to go? (Ailecek tatile gider miydiniz? Eğer öyleyse nereye giderdiniz?)
  3. What is your best childhood memory? (En iyi çocukluk anın nedir?)
  4. Did you have to help your parents with housework when you were a child? (Küçükken ev işlerinde anne-babana yardım etmek zorunda mıydın?)
  5. Were your parents strict when you were a child? How about your teachers? (Çocukken ailen sert miydi? Ya öğretmenlerin?)
  6. What did you use to do on your birthday when you were a child? (Çocukken doğumgünlerinde ne yapardın?)
  7. Were you given pocket money when you were a child? Do you remember how much it was? (Çocukken harçlık verilir miydi? Ne kadar olduğunu hatırlıyor musun?)
  8. What do you think are the best and the worst things about growing up? (Büyümenin en iyi ve en kötü yanları nelerdir?)
  9. Do you take after (in looks & character) your father or mother? ([Görünüş ve karakter olarak] annene mi çektin, babana mı?)
  10. Did your parents use to read to you when you were a child? (Sen çocukken anne-baban sana kitap okur muydu?)
  11. What were your expectations of life when you were a child? (Çocukken hayatla ilgili beklentilerin nelerdi?)
  12. What is the most difficult thing about bringing up children? What's the best? (Çocuk büyütmekle ilgili en zor şey nedir? En iyi şey nedir?)
  13. Would you bring up your children differently to the way you were brought up? (Çocuğunu senin büyüdüğünden farklı mı yetiştirirdin?)
  14. How has life changed from when you were a child? (Çocukluğundan beri hayat nasıl değişti?)
  15. When did you start school? What is the best age for a child to start school? (Ne zaman okula başladın? Bir çocuk için en iyi okula başlama yaşı kaçtır?)



ادامه مطلب

نوشته شده در تاریخ جمعه 15 خرداد 1394 توسط H-salimi
Para üzerine Para üzerine
Filiz: Shall we go to the concert next week? (Önümüzdeki hafta konsere gidelim mi?)
Gül: Uh, I'm not sure. (Hmm, emin değilim.)
Filiz: Why not? (Neden?)
Gül: I've had lots of payments this month. I'm broke. (Bu ay çok fazla ödemem vardı. Beş parasızım.)
Filiz: Oh, come on. It's not important. The tickets are on me. (Hadi ya. Önemli değil. Biletler benden.)
Gül: Next month I'll pay for them. (Önümüzdeki ay öderim.)
Filiz: Don't be silly. You take me out for a dinner and we're quits with you. (Saçmalama. Beni akşam yemeğine götürürsün, ödeşiriz.)

I need some change - Here you are

Para üzerine
Fikret: Hello, I need some change. May I have change for a ten dollar bill? (Merhaba, bozuk paraya ihtiyacım var. On dolar bozabilir misiniz?)
Cashier: I'm sorry but we cannot give change. It's market's policy. (Afedersiniz ama bozuk para veremiyoruz. Market prensibi.)
Fikret: This is so bad! Is there any place I can have some change near here? (Çok kötü. yakınlarda para bozdurabilecğim bir yer var mı?)
Cashier: There's a little shop ahead. (İlerde küçük bir dükkan var.)
Fikret: Well, I have to hurry. I'll buy a chewing gum. (Şey, acele etmeliyim. Sakız alacağım.)
Cashier: OK. Here you are. (Peki. Buyrun.)

hard up for money - go thorugh - well-off

Para üzerine
Selin: Can you loan me some money? I'm a little hard up for money. (Bana biraz borç verebilir misin? Biraz paraya sıkıştım.)
Leyla: Oh, that's very bad but I've aldready gone through my paycheck. (Bu çok kötü ama ben çoktan maaş çekimi harcayıp bitirdim.)
Selin: Really, I thought you were well-off. (Gerçekten mi? Ben durumun iyi sanıyordum.)
Leyla: Oh honey, that was before we had taken out loan for the car. (Canım ya, o, araba için kredi çekmeden önceydi.)




ادامه مطلب

نوشته شده در تاریخ جمعه 15 خرداد 1394 توسط H-salimi


veznede_haftasonu_mesaisi

Cashier:Good morning, May I help you, sir? (Günaydın, size yardım edebilir miyim efendim?)

Client: Yes, please. What´s the buying rate for dolar? (Evet lütfen. Doların alış fiyatı ne kadar?)

Cashier:1.64 U.S. dollars to the Turkish Lira. (Bir Türk Lirası 1.64 dolar.)

Client: Okay. I´d like to change some Turkish lira into US dollars, please. (Tamam, biraz Türk Lirasını Dolara çevirmek istiyorum, lütfen.)

Cashier:Sure. How much would you like to change? (Ne kadar bozdurmak istiyorsunuz?)

Client: Five hundred Turkish liras. (500 TL.)

cashier:OK. How would you like your bill? (Tamam. Banknotları nasıl istersiniz?)

Client: In fifties please. (Ellilik lütfen.)

Cashier: Here you are. (Buyrun.)

Client: By the way, is it possible to make a remittance to an account. (Bu arada, bir hesaba havale yapmak mümkün mü?)

Cashier: Sure, can you say the account number? (Tabiki, hesap numarasını söyleyebilir misiniz?)

()

Cashier: OK, thank you. The operation will be performed in a few minutes. (Tamam, teşekkürler, İşlem birkaç dakika içinde gerçekleştirilecek.)

Client: Thank you. . (Teşekkürler.)




ادامه مطلب

نوشته شده در تاریخ پنجشنبه 14 خرداد 1394 توسط H-salimi
images
  1. What’s your favourite TV programme? (En sevdiğin televizyon programı nedir?)
  2. What’s your least favourite programme? (En az sevdiğin program nedir?)
  3. Do you have a TV viewing routine? (Televizyon izleme rutinin var mı?)
  4. What programmes do you regularly watch? (Düzenli olarak hangi programları izliyorsunuz?)
  5. How many televisions are there in your house? Where are they? (Evinizde kaç tane televizyon var? Neredeler?)
  6. How old were you when you got your first television? (İlk televizyonunu aldığında kaç yaşındaydın?)
  7. Are you a “couch-potato”? Who watches the most TV in your family? (Televizyon bağımlısı mısın? Ailende en çok kim televizyon izler?)
  8. Do you prefer watching sport or TV dramas? (Spor mu televizyon programları mı izlemeyi tercih edersin?)
  9. How did people spend their time before TV was invented? Was life better then? (Televizyon icat edilmeden önce insanlar zamanlarını nasıl harcıyorlardı? Hayat daha mı iyiydi?)
  10. Have you ever appeared on TV? Has anyone you know ever appeared on TV? (Hiç televizyona çıktın mı? Tanıdığın hiç kimse televizyona çıktı mı?)
  11. Do you prefer watching cartoons or documentaries? (Çizgi film mi yoksa belgesel mi izlemeyi tercih ediyorsun?)
  12. Do you think TV has a positive or negative effect on young people? (Televizyonun genç insanlar üzerinde olumlu ya da olumsuz bir etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?)
  13. Should TV be controlled and censored by governments? (Televizyon hükümetler tarafından kontrol edilip sansürlenmeli mi?)
  14. How many hours a week do you spend watching TV? When do you watch it? (Haftada kaç saat televizyon izliyorsun? Ne zaman?)
  15. Have you ever owned a black and a white TV? Have you ever owed a plasma TV? (Hiç siyah beyaz televizyonun oldu mu? Hiç plazma televizyonun oldu mu?)
  16. Do you have a DVD player? How often do you watch DVDs? (DVD oynatıcın var mı? Ne kadar sıklıkla DVD izlersin?)
  17. Do you prefer watching the news or the quiz shows? (Haberleri mi yoksa yarışma programlarını mı izlemeyi tercih ediyorsun?)
  18. Could you survive without your TV? How would you spend your time? (TV olmadan yaşayabilir miydin? Zamanını nasıl harcardın?)
  19. Who decides what programmes to watch in your house? (Evinde hangi programın izleneceğine kim karar verir?)
  20. Do you prefer watching films on TV or at the cinema? (Televizyonda mı yoksa sinemada mı film izlemeyi tercih edersin?)
  21. Do you ever watch soap operas? Which soap operas are popular in your country? (Hiç pembe dizi izler misin? Ülkende hangi diziler popüler?)
  22. What do you think is the future of TV? Will the internet replace it? (TV’nin geleceği hakkında ne düşünüyorsun? İnternet onun yerini alacak mı?)
  23. Do you think there is too much violence on TV these days? (Bugünlerde TV’de çok fazla şiddet olduğunu düşünüyor musunuz?)
  24. Who is your favorite comedian on TV? (Televizyondaki en sevdiğin komedyen kim?)
  25. Which comedy program do you enjoy watching? (Hangi komedi programını izlemekten keyif alıyorsun?)
  26. Do you prefer listening to the radio or watching TV? (Radyo dinlemeyi mi yoksa televizyon izlemeyi mi tercih edersin?)
  27. Do you think it is good for children to watch TV? (Televizyon izlemenin çocuklar için iyi bir şey olduğunu düşünüyor musun?)
  28. Do you think TV is educational? (Televizyon’nin eğitsel olduğunu düşünüyor musun?)
  29. What channel is your favourite channel? (En sevdiğin kanal hangisi?)
  30. When you go food shopping, do you buy foods you've seen in TV commercials? (Yiyecek alışverişine gittiğinde, televizyonreklamlarında gördüğün yiyecekleri alır mısın?)
  31. Do you think that TV makes people lazy? (Televizyonun insanları tembelleştirdiğini düşünüyor musun?)
  32. Do you think that TV prevents people from communicating? (Televizyonun insanların haberleşmelerini engellediğini düşünüyor musun?)
  33. Do you like watching TV alone or with your family? (Yalnız mı yoksa ailenle mi Televizyon izlemekten hoşlanıyorsun?)
  34. How long can you sit watching TV? (Televizyon izleyerek ne kadar uzun zaman oturabilirsin?)


ادامه مطلب

نوشته شده در تاریخ چهارشنبه 13 خرداد 1394 توسط H-salimi


دانلود کلید جواب سئوالات کتاب Yeni Hitit 1 از طریق لینک زیر

http://s4.picofile.com/file/8183997150/Yeni_Hitit_1_Answer.zip.html


دانلود کلید جواب سئوالات کتاب Yeni Hitit 2 از طریق لینک زیر

http://s4.picofile.com/file/8183988100/Yeni_Hitit_2_Answer.zip.html




ادامه مطلب

نوشته شده در تاریخ شنبه 9 خرداد 1394 توسط H-salimi

Reception-6
Receptionist: Good morning, Sir. May I help you? (Günaydın bayım. Yardımcı olabilir miyim?)

David Macfarlane: Good Morning. Yes, please. I would like to check out now. (Günaydın. Evet, lütfen. Hesabı ödeyip çıkış yapmak istiyorum.)

Receptionist: Ok, what room were you in and your name, please? (Peki, hangi odadaydınız, ve isminiz lütfen?)

David Macfarlane: David Macfarlane. Room no 8. (David Macfarlane. Oda numarası 8.)

Receptionist: Yes, Mr. Macfarlane, you are from room no 8. Have you used any of our service? (Evet, bay Macfarlane, 8 numaralı odadansınız. Herhangi bir servisimizden yararlandınız mı?)

David Macfarlane: Yes, I made a call from my room. (Evet, odamdan bir arama yaptım.)

Receptionist: I see, here is your bill, sir. For 4 days, you have been charged for 400 $ and extra 15 $ charge is for your phone call. In total, it is 415 $ with tax. Would you like to check your bill? (Anladım, buyrun hesabınız bayım. 4 gün için ücretiniz 400 dolar ve 15 telefon görüşmeniz için ekstra 15 dolar. Toplamda, ücretiniz vergiyle 415 dolar. Faturanızı kontrol etmek ister misiniz?)

David Macfarlane: Yes, please. Well... Everything is OK. I want to pay for it now. (Evet, lütfen. Tamam... Sorun yok. Ödemeyi şimdi yapmak istiyorum.)

Receptionist: Will you pay by your credit card? (Kredi kartıyla mı ödeyeceksiniz?)

David Macfarlane: No, I will pay in cash. Here is 500$ and the room key. (Hayır, nakit ödeyeceğim. Buyrun 500 dolar ve oda anahtarı.)

Receptionist: Thank you, Sir. Here is your change and your receipt. Are you satisfied with our service? (Teşekkürler bayım. İşte paranızın üstü ve makbuzunuz. Servisimizden memnun kaldınız mı?)

David Macfarlane: Yes, everything was fine. Thank you. (Evet, her şey güzeldi. Teşekkürler.)

Receptionist: You are welcome Sir. Have a nice day. (Rica ederim bayım. İyi günler.)


ادامه مطلب

نوشته شده در تاریخ چهارشنبه 2 اردیبهشت 1394 توسط H-salimi

How far is it from İstanbul to Ankara? (İstanbul Ankara arası ne kadar mesafedir?)

- How far did you travel last summer? (Geçen yaz ne kadar uzağa seyahat ettin?)

- How far can you walk in an hour? (Bir saatte ne kadar (uzağa) yürüyebilirsin?)


- How long is it from İstanbul to Ankara? (İstanbul'dan Ankara'ya gitmek ne kadar sürer?)

- How long did you work in that company? (O şirkette ne kadar çalıştın?)

- How long do you sleep a night? (Bir gecede ne kadar uyursun?)


- How much money do you want? (Ne kadar para istiyorsun?)

- How much sugar do we need? (Ne kadar şekere ihtiyacımız var?)

- How much time is there left? (Ne kadar zaman kaldı?)

► Why:  niçin / neden

- Why are you crying? (Neden ağlıyorsun?)

- Why did she buy an expensive car? (O niçin pahalı bir araba aldı?)

- Why are you so unhappy? (Neden bu kadar mutsuzsun?)




ادامه مطلب

نوشته شده در تاریخ شنبه 9 اسفند 1393 توسط H-salimi

Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra Pazar sabahı kalktığında bütün haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü. Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve sinemaya ne zaman gideceklerini sordu. Baba oğluna söz vermişti bu hafta sonu sinemaya götürecekti ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu.


İnsanı Düzelttim Dünya

Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti. Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni sinemaya götüreceğim dedi sonra düşündü:

-Ohh be kurtuldum en iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez.

Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi ve “baba haritayı düzelttim,artık sinemaya gidebiliriz”dedi.

Adam önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüğünde de hala hayretler içindeydi ve bunu nasıl yaptığını sordu. Çocuk şu cevabı verdi:

- Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı.

İnsanı Düzelttiğim Zaman Dünya Kendiliğinden Düzelmişti…



ادامه مطلب

نوشته شده در تاریخ شنبه 4 بهمن 1393 توسط H-salimi
yüreği ferahlamak=از ناراحتی واضطراب رها شدن


ağzına bir kemik atmak=یعنی یکی رو با رساندن یک سود کوچک به او ساکت کردن



renklerine bağlamak=این اصطلاح معمولا در مبحث ترانسفر بازیکنان مورد استفاده قرار می گیرد به معنی به ترکیب تیم خود اضافه کرد
به مثال زیر توجه کنید

Fenerbahçe Milli oyuncuyu renklerine bağladı =فنرباغچه بازیکن ملی پوش را به ترکیب خود اضافه کرد

GÜRÜLTÜ BASTIRMAK=یک صدایی فراتر از صر و صدا درآوردن و انو بی اثر کردن

Yanına (Kar) Kalmak=بدی که یکی کرده بدون جزا بمونه

Yalancısı Olmak (Birinin)=دروغ یکی دیگر رو به یکی انتقال دادن

Üç Buçuk Atmak= در درون ترس بودن-خیلی ترسیدن

Üstünlük Kompleksi (Duygusu)=حس خود برتر بینی

Üstüne Mal Etmemek= به عنوان وظیفه قبول نکردن

Üstüne (Üzerine) Atmak=یک جرمی را که خودش انجام داده طوری نشون بده که گویا یکی دیگه مرتکب شده

Üç Nalla Bir Ata Kalmak=چیزی رو که سعی داره بدست بیاره فقط به یک قطعه کوچکش برسه

Üç Otuzluk= کسی که سنش خیلی بالا رفته

Üstüne Güneş Doğmamak=خورشید طلوع نکرده بیدار شدن.کسی به خیلی زود بیدار شدن عادت کند

Üstüne Düşmek= یکی را خیلی دوست داشتن/محافظت کردن

Üste Vermek= پول اضافی پرداخت کردن

Eti Ne Butu Ne?=فقیر.بی پول

برای کسی که لاغر ونحیف است هم به کار میرود

اون بدبخته بهش فشار نیار

Yüreği Selanik= خیلی ترسو

Yüzüne Bakılır=زشت به حساب نمیاد

Aşağı Mahalle Sen Misin Yukarı Mahalle Şen Misin=خیلی دور زدن

Yüreği Hop Etmek (Hoplamak)=ناگهانی ترسیدن

Yaldızları Barışık Olmak= با همدیگر خوب تفاهم داشتن

Yüz Göz Olmak= صمیمی شدن و خجالتی از هم نداشتن.فاصله ای که میان دو طرف هست از میان برداشته شود





طبقه بندی: آشنایی با اصطلاحات، 
نوشته شده در تاریخ پنجشنبه 18 دی 1393 توسط H-salimi

50 موضوع انشا که در امتحانات زبان ترکی امکان پرسیدن آن  از زبان آموزان میرود در زیر آورده شده است
.




ادامه مطلب

برچسب ها: kompozisyon،  
نوشته شده در تاریخ شنبه 6 دی 1393 توسط H-salimi

Where were you born?

Nerde doğdun?


How did you get your name?

Nasıl evlendin?


What is your first memory?

İlk hatıran nedir?


What can you remember about elementary school?

İlk okul hakkında ne hatırlayabiliyorsun?


What was your neighborhood like when you were growing up?

Büyürken yetiştiğin çevre nasıldı?


Was junior high school a happy time for you?

Ortaokul / ikinci kısım senin için mutlu bir zaman mıydı?


What sports did you do?

Hangi sporları yaptın?


Did you study hard at high school?

Lisede çok çalıştın mı?


Do you still have friends from your school days?

Hala okul arkadaşlarınla görüşüyor musun?


Did you study again after you left high school?

Liseden sonra okumaya devam ettin mi?


Do you remember your first boyfriend or girlfriend?

İlk erkek arkadaşını / kız arkadaşını hatırlıyor musun?


What is your best memory of childhood?

Çocukluğunun en iyi hatırası nedir?


What was your first job?

İlk işin neydi?


How did you meet your husband or wife?

Kocanla / Karınla nasıl tanıştın?  


Did you enjoy your wedding day?

Evlenme törenin iyi geçti mi?


Have you lived in many different places?

Birçok farklı yerde yaşadın mı? 


How would you describe your experience of having children?

Çocukluk deneyimini nasıl tarif edersin?


What advice would you give to new parents these days?

Bu günlerde yeni ana baba olanlara neler tavsiye edebilirsin?


What was a good decision you made?

Verdiğin iyi bir karar nedir?


What would you change about your life if you could?

Değiştire bilseydin hayatında neyi değiştirmek isterdin?


What's the best thing that happened to you recently?

Son zamanlarda başına gelen en iyi şey nedir?


What is the motto of your life?

Hayatını mottosu (temel felsefe) nedir?

 





نوشته شده در تاریخ دوشنبه 17 آذر 1393 توسط H-salimi


Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.


نه بیمار انتظار صبح را می کشد

نه مزار تازه ای ، مرده ای را

و نه شیطان گناهی را

به اندازه ای که من انتظارت را می کشم


Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?

دیر شد، آمدنت را دیگر نمی خواهم

در نبودت تو را یافتم

سایه ات را در خیالم رها کن

نیا، آمدنت دگر چه سودی دارد؟





نوشته شده در تاریخ جمعه 14 آذر 1393 توسط H-salimi


Sabahlar uzak bu sevda tuzak bana
Çok zaman geçti sabrım yok yarınlara
Kaçıncı hasret kaçıncı yalnızlığım sigaramın ucunda
Şimdi yanımda, yanımda olacaktın

Bıraktın beni sevda yokuşlarında
Kuşlar uçurdum, akşamdan sabahlara
Sigaramın ucunda yanar hasretin
Vurur canevimden ellerime kelepçeler vurur
Gel vefasız, gel vicdansız
Çağırmazdım acil olmasa
Gel insafsız ah kitapsız
Yanıyorum arzularınla
Aynalarda gözyaşım var
Ağladıkça yangın çıkar gözyaşlarımdan

 
Gerçekten inanıp sevseydin beni
Böyle sabahları bekler miydim hiç
Çoktan yanımda olurdun çoktan
Gece üç beş nöbetlerine dikmezdin beni
Sensiz kaldığım ilk günden beri
İçimde bir umut vuslata dair
Akşamları imzaladım gözyaşlarımla
Seni aramıyor seni sormuyorsam
Bu senden vazgeçtim demek değildir
Bir daha böyle sevecek olsam bir kalemde silerdim seni

Gel vefasız, gel vicdansız
Çağırmazdım acil olmasa
Gel insafsız ah kitapsız
Yanıyorum arzularınla
Aynalarda gözyaşım var
Ağladıkça yangın çıkar gözyaşlarımdan
Aynalarda hatıralar
Dayanamam firar eder aklım başımdan






http://www.topragizbiz.com/resim/images/karincnrn.jpg


Hz. Süleyman bir karıncanın bir sene boyunca ne yiyeceğini sormuş.

- "Bir Buğday" demişler.

O da denemek için bir karıncayı bir kutuya koymuş ve içine de bir tane buğday atmış.

Bir sene sonra kutuyu açıp baktığında karıncanın, buğdayın sadece yarısını yediğini görmüş.

O’na "Sen, senede bir buğday yemez miydin?" diye sorunca karınca:

- "Ya Süleyman! O rızkımı Rezzak’u Kerim verirken öyle idi. Ama rızık senin vasıtanla gelince, senin ileride ne yapacağını bilemedim. Ya beni unutursan; -ki sen unutabilirsin. Ama Rabbim, mahlukatından kimseyi asla unutmaz. İşte onun için ihtiyatlı davrandım" demiş.






.: Weblog Themes By Pichak :.


(تعداد کل صفحات:32)      1   2   3   4   5   6   7   ...  

تمامی حقوق این وبلاگ برای سایت آموزش ترکی استانبولی محفوظ است و کپی برداری ممنوع میباشد طراحی : پیچک