تبلیغات
آموزش زبان ترکی استانبولی/تعلم اللغة التركیة - کلمات مورد استفاده در خرید (مکالمه در فروشگاه)

آموزش زبان ترکی استانبولی/تعلم اللغة التركیة
 
آموزش گام به گام ترکی استانبولی در اینجا بهتر از همه جاروزهای شنبه ,دوشنبه و چهارشنبه با درسهای جدید این وب بروز رسانی میشود


 
نوشته شده در تاریخ چهارشنبه 7 مرداد 1394 توسط H-salimi

How much is this skirt? = Bu etek ne kadar?

It costs 50 Ytl. = 50 ytl tutuyor.

Discount = İndirim

Expensive = pahalı

Cheap = ucuz

Tip = bahşiş

It’s your tip = üstü kalsın (Bu da senin bahşişin)

What size do you wear? = kaç beden giyiyorsunuz?

My size is …. = … beden giyiyorum

Can I take the receipt? = Fiş alabilir miyim?

————————————–

İngilizce Alışveriş

WELCOME, MAY I HELP YOU?

May I help you? (Yardımcı olabilir miyim?)

Can I help you find something? (Birşey bulmanıza yardım edebilir miyim?)

Can I show you with something? (Size birşey gösterebilir miyim?)

Are you being helped? (Size bakan var mı?)

Is there anything I can help you with? (Yardımcı olabileceğim bir konu var mı?)

If you need me, I’ll be around (Bana ihtiyacınız olursa, ben civardayım)

If I can help you, just let me know (Eğer yardım gerekirse haberim olsun)

What are you interested in? (Ne bakmıştınız?)

Are you looking for something in particular? (Belirli birşey mi arıyorsunuz?)

Do you have something specific in mind? (Aklınızda özel birşey var mı?)

What size do you need? (Kaç beden istiyorsunuz?)

Do you know what size you are? (Bedeninizi biliyor musunuz?)

That’s on sale this week? (O bu hafta indirimde)

I’ve got just your size (Tam sizin bedeninize uygun birşeyimiz var)

Can I suggest this? (Size bunu önerebilir miyim?)

Do you need anything to go with that? (Bununla gidecek birşey ister misiniz?)

That looks nice on you (Üzerinizde güzel durdu)

That looks great on you (Üzerinizde harika durdu)

That’s your colour (Tam sizin renginiz)

This is you (Sizi çok açtı)

How would you like to pay for this? (Bunu nasıl ödemek isterdiniz?)

Will that be cash or credit? (Nakit mi, kredi kartı mı?)

We don’t have that in your size (Bunun size göre olan bedeni yok)

Whe don’t have it in that colour (Bu renkte yok)

WHEN ARE YOU OPEN?

When are you open? (Ne zaman açıksınız?)

When do you open? (Ne zaman açıyorsunuz?)

What are your hours? (Çalışma saatleriniz nelerdir?)

I’m looking for something for my father (Babam için birşey bakıyordum)

It’s a gift (Hediye olacak)

I don’t know his size (Bedenimi bilmiyorum)

Can you measure me? (Bedenimi ölçebilir misiniz?)

Thank you, I’m just looking (Sağolun, sadece bakıyorum)

I’m just browsing (Sadece bir göz gezdiriyorum)

I can’t make up my mind (Kafamı toparlayamıyorum)

Do you have this shirt in yellow? (Bu tişörtün sarısı var mı?)

Do you have these shoes in suede? (Bu ayakkabının süeti var mı?)

Have you got something less expensive? (Daha uzuz birşeyiniz var mı?)

It it on sale? (Bu indirimde mi?)

Do you have a t-shirt to match this? (Buna uyacak bir tişörtünüz var mı?)

Where is the fitting room? (Elbise değiştirme kabini nerede?)

I’d like to try this on (Bunu denemek istiyorum)

It’s too tight (Bu çok dar)

It’s too loose (Bu çok geniş)

It’s a little bit expensive (Bu biraz pahalı)

It’s a little pricey (Bu biraz tuzlu)

Can you hold it for me? (Bunu benim için saklayabilir misiniz?)

Can I get it gift-wrapped? (Hediye paketi yapabilir misiniz?)

Would you please gift-wrap that? (Lütfen hediye paketi yapabilir misiniz?)

How much is it? (Kaç lira?)

How much does it cost? (Fiyatı ne kadar?)

———————————————-

dear:  değerli

groceries:  bakkaliye

a store:  dükkan

a bank:  banka

a bakery:  ekmekçi

a mall:  alışveriş merkezi

a grocery store:  bakkal

money:  para

a credit card:  kredi kartı

a check:  çek

a dollar:  dolar

an euro:  avro

change:  para üstü

a coin:  madeni para

to make out a check:  çek yazmak

a butcher shop:  kasap

a department store:  alışveriş merkezi

a newsstand:  gazete bayisi

a market:  pazar

a flea market:  bit pazarı

a pastry shop:  pastahane

a supermarket:  süpermarket

a purchase:  alışveriş

to buy:  satın almak

to pay:  ödemek

to sell:                  satmak

a counter:  tezgah

to get in line:  sıraya geçmek

price:  fiyat

to borrow:  borç almak

to give back:  geri ödemek

to withdraw: para çekmek

a withdrawal: çekilen para

credit:  kredi

cash: nakit

to cost:  Tutmak

cheap: ucuz

a kiosk: kulübe

a shopping cart: tekerlekli sepet

a receipt: fiş

a list: liste





.: Weblog Themes By Pichak :.


تمامی حقوق این وبلاگ برای سایت آموزش ترکی استانبولی محفوظ است و کپی برداری ممنوع میباشد طراحی : پیچک