تبلیغات
آموزش زبان ترکی استانبولی - اسامی پسر (به همراه معنی)

آموزش زبان ترکی استانبولی
 
آموزش گام به گام ترکی استانبولی در اینجا بهتر از همه جاروزهای شنبه ,دوشنبه و چهارشنبه با درسهای جدید این وب بروز رسانی میشود


 
نوشته شده در تاریخ شنبه 12 بهمن 1392 توسط H-salimi
Babacan: Cana yakın, olgun, güvenilir kimse.
Babaç: Azameti olan, gösterişli.
Babayiğit: Güçlü kuvvetli. 2. Mert, korkusuz adam, kabadayı. 3. Bir girişimde kendine güvenebilecek
durumda olan.
Babür: Büyük Moğol devletini kuran hükümdarın adı.
Bafun: Tunç.
Bagay: Afacan, yaramaz.
Bager: Fırtına.
Bağdaş: Uyuşan, dost, arkadaş.
Bağış: Bağışlamak işi veya biçimi. 2. Bağışlanan şey, hibe.
Bağışhan: Hükmeden bağışlayıcı.
Baha: Kıymet, değer, para.
Bahadır: Savaşlarda, çarpışmalarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan kimse.
Bahadırhan: Güce ve kuvvete hükmeden.
Bahattin: Dinin güzelliği.
Bahir: Deniz.
Bahri: Denizle, denizcilikle ilgili kişi.
Bahti: Yazgıyla ilgili olan.
Bahtiyar: Talihli, mutlu, mesut.
Bakanay: Güzelliği gözle net bir şekilde görülebilen.
Bakır: Kızıl renkli, kolay işlenir bir madde.
Baki: Ölümsüz, kalımlı, kalıcı.
Bakur: Kuzey.
Bala: Yavru, çocuk.
Balaban: iri vücutlu, gürbüz.
Balabey: iri cüsseli ve saygı duyulan kişi.
Balamir: Tuna kıyılarına kadar fetihler yapmış Türk hükümdarı.
Balatekin: Güçlü kuvvetli ve uyanık.
Balatürk: Güçlü kuvvetli Türk.
Balaz: Ağaç, sürgün.
Balbey: iyiliksever, hoşgörülü, saygın ve sevecen kişi.
Baldemir: Sevimli ancak yeri geldiğinde de demir gibi sert olabilen kişi anlamında
Baler: Bal gibi tatlı kişi.
Balhan: Bal gibi tatlı yöneten.
Balkı: Şimşek, ışık, parlayış.
Balkır: lşıl ışıl parıldayan, ışık saçan.
Balkırtan: Tan ışığı.
Balkış: Güzel geçen bir kış mevsimi anlamında.
Balla: şimşek, ışık, parlayış.
Balsan: Sevecen ve hoşgörülü hükümdar anlamında.
Baltaş: Bal gibi tatlı, taş gibi sert.
Barak: Çok akıllı kimse. 2. Alaca renkli.
Baran: Direnci kıran güç, ulu, yüksek.
Baran: Yağmur.
Baranalp: Güçlü, kuvvetli.
Baransel: Güç, kuvvet, erk ile ilgili.
Baray: Sonsuzluk.
Barbaros: Büyük Türk denizcisi
Barça: Tümü anlamında.
Barın: Güç ve ,kuvvet.
Barış: Barışmak işi. 2. Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh. 3. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak .
Barışcan: Barışı yürekten isteyen.
Barışkan: Barış sever, barıştan yana olan.
Barik: Dar, ince, narin. 2. Parıldayan.
Barkal: Sağlam, güçlü, sert ol
Barkın: Gezmek, görmek, gezgin.
Barksal: Güçlü, sağlam.
Barlas: İyi savaşan, savaşçı.
Bars: Arının oğul vermesi.
Bartık: Heykel.
Bartu: En eski Türk hanlarından biri.
Bartunç: Güçlü, kuvvetli, tunç gibi. 2. Sağlam yapılı.
Baruk: Eskiden kalan kişi.
Basim: Sempatik kişi
Baskan: Düşmanı alt etme, yengi.
Baskın: Saldırı, üstünlük, sıcak, sis.
Basri: Görmeyle ilgili.
Başar: Yaptığın işlerde başarıya ulaş, başarılı ol.
Başaran: Ereğine ulaşan, işlerini yapan.
Başat: Egemen, en başta gelen, en üstün.
Başaydın: Aydınlık baş.
Başbuğ: Eski Türklerde baş, başkan, komutan. 2. Osmanlı İmparatorluğunda savaş zamanı başka birliklerden ayrılıp bir araya getirilerek oluşan birliğin veya milis güçlerinin komutanı.
Başdemir: Demir gibi sağlam.
Başdoğanı İlk doğan.
Başeğmez: Baş eğmeyen, yenilmeyen, güçlü.
Başer: Başta gelen, önder.
Başhan: Hunların ileri geleni.
Başkal: Her zaman önde ol.
Başkan: Bir topluluğun başı, önder, reis.
Başkara: Başı kara anlamında.
Başkaya: Temel, esas ve kaya gibi sağlam.
Başkurt: Başkurdistanıda yaşayan Türk halkı veya bu halkın soyundan olan kimse.
Başkut: Uğurlu insan.
Başman: İleri gelen, sözü geçen kimse.
Başol: Yöneten.
Başöz: Asıl hükümdar, öz yönetici.
Başsoy: Başkanlar soyundan gelen anlamında. .
Baştemir: Demir gibi sert başkan anlamında.
Baştuğ: Başkanlara yaraşacak kadar güzel tuğ anlamında.
Baştugay: Tugay komutanı.
Baştürk: Türk ileri gelenlerinden anlamında.
Başur: Güney.
Batıbay: Batıda sözü geçen, saygı duyulan kişi.
Batıbey: Batıda sözü geçen, saygı duyulan kişi.
Batıcan: İçten ve sevecen kişiliği olan anlamında.
Batıhan: Batının hükümdarı anlamında.
Batır: Yiğit.
Batıray: Hem yiğit, hem ay gibi.
Batırhan: Yiğit. 2. Kahraman hükümdar.
Batırkan: Yiğitlik geçmişine sahip anlamında.
Batırsoy: Yiğitler, kahramanlar soyundan olan anlamında.
Battal: Cesur, kahraman.
Batu: Üstün olan.
Batuğ: Üstün olan, yiğit.
Batuhan: Yiğit hükümdar.
Batuk: Güçlü
Batur: Yiğit, yürekli, bahadır.
Baturalp: Kahramanlar kahramanı.
Baturay: Hem yiğit, hem ışıklı.
Baturhan: Yiğit yönetici.
Baver: Güvenilir, inanılır.
Bayal: Saygın ve kudretli.
Bayalan: Saygın ve etkili kişi.
Bayar: Ulu, yüce, büyük, yüksek.
Bayat: Devlet erkanında saygınlığı olan kişi.
Bayat: Tanrı’nın adlanndan biri.
Baybars: Bir kaplan türüne verilen ad.
Baybaş: Zenginliği, saygınlığı ve de bilgeliği nedeniyle kendisine danışılan kişi.
Baybora: Fırtına, kasırga.
Baycan: Zengin kimse.
Bayça: Zengin ve cömert kişi.
Baydak: Alem, bayrak.
Baydar: İlhanlı devleti komutanlarından.
Baydır: Cesur ve güçlü kişi.
Baydu: İlhanlı hükümdarı.
Baydur: Güçlü, kuvvetli, cesur.
Baydıralp: Cesur ve güçlü kişi.
Bayer: Zengin ve cömert kişi.
Bayezit/Bayazıt: Bazı Osmanlı şehzadelerine verilen ad
Baygüç: Zengin kimse.
Bayhan: Zenginlik.
Bayhun: Zengin.
Bayık: Doğruluğu tartışılmayan söz.
Bayırhan: Sert hükümdar.
Baykal: Yaban atı. Moğolistan’da göl.
Baykam: Sağlığa kavuşturan, sağaltan.
Baykan: Soylu kişi.
Baykarar Bir tür kuş.
Baykır: Mehtap.
Baykoca: Kadının eşi.
Baykor: Saygın ve zengin kişi.
Baykul: Saygın ve yardımsever kişi.
Baykurt: Malı mülkü çok. 2. Kurt gibi güçlü ve saygıdeğer kişi.
Baykut: Zengin ve uğurlu kişi.
Baykuta: Zengin uğurlu ve aydınlık kişi.
Baykutay: Saygın, cömert. 2. Uğurlu ay anlamında.
Baylan: Nazlı, şımarık. 2. Olgun ve kibar.
Bayman: Saygın ve zengin kişi.
Bayol: Zengin ve saygın olması temenni edilen.
Bayraktar: Bayrak taşıyan kişi anlamında.
Bayram: Kutlanan gün, sevinç, neşe, zengin kişi.
Bayrav: Şiddetli.
Bayrı: Soyu çok eskilere dayanan kimse.
Bayru: Geçmişi çok eskilere dayanan.
Baysan: Varlıklı ve ünlü.
Baysoy: Soyu zengin ve saygın olan kimse anlamında.
Baysu: Faziletli ve saygın kişi.
Baysungur: Bir tür yırtıcı kuş.
Ebed: Sonsuzluk.
Ebubekir: İlk halife.
Ecebay: Saygın, yüce.
Ecebey: Saygın, yüce.
Ecehan: Ulu hükümdar.
Ecekan: Geçmişinde yücelik saygınlık barındıran.
Ecem: Acem.
Ecemiş: Çok bilmiş.
Ecer: Güzel, yeni.
Ecevit: Çalışkan açık fikirli, 2. Yaramaz. 3. Kurnaz. 4. Asabi
Ecir: Emeğin karşılığında verilen şey. 2. Kutsal kişi,
Ecmel: Çok güzel, yakışıklı.
Ecvet: Mükemmel. 2. Eli açık olan.
Edayi: Dua eden.
Edgü: İyi.
Edip: Saygılı, terbiyeli. 2. Edebiyatla ilgilenen.
Efdal: Erdemli. 2. Çok iyi, en üstün, en iyi
Efe: Ağabey. 2. Batı Anadolu’da köy yiğidi, zeybek. 3. Kabadayı.
Efekan: Yıkan, yıkıcı.
Efendi: Saygıdeğer, ince çelebi kimse. 2. Sözü geçen, buyruğu yürüyen kişi. 3. Eğitim görmüş kişi için
özel adlardan sonra kullanılan unvan. 4. Bey unvanından sonra kullanılan ikinci derecede bir unvan. 5. Koca.
Efgan: Çığlıklar, inlemeler.
Efgen: Düşüren yıkan kimse.
Efkan: Çığlıklar, inlemeler.
Efkar: Tasa, kaygı, üzüntü. 2. Düşünceler, fikirler.
Eflatun: Açık mor.
Efran: Sevinçli, neşeli.
Egealp: Egeli yiğit
Egebay: Saygın egeli.
Egebey: Saygın egeli.
Egecan: İçten ve sevecenlikle sahip çıkan.
Egehan: Engin denizlerin hükümdarı.
Egemen: Bağımlı olmayan, hükümran, hakim. 2. Sözünü geçiren, üstünlük sağlayan.
Egesal: Egeli olmasıyla nam salmış olan.
Egesan: Egeli olmasıyla anılan.
Egesay: Egeli saygın kişi.
Egetay: Genç egeli.
Egetürk: Engin görüşlü Türk.
Egezade: Egeli oğlu.
Eğilmez: Başeğmeyen, her türlü zorluğun üstesinden gelebilen.
Eğit: Kahraman, yiğit.
Ejder: Türlü biçimlerde tasarlanan korkunç bir masal canavarı, ejderha, dragon. 2. Korkunç ve acımasız.
Ejderhan: Acımasız hükümdar.
Ekber: Çok büyük.
Eke: Deneyimli, bilgili. 2. Kurnaz, uyanık. 3. Çokbilmiş tavırlı çocuk.
Ekemen: Olgun ve kibar kişi. 2. Nazlı ve ukala.
Eken: Toprağı işleyen kimse.
Ekenel: Elleriyle toprağı eken kişi.
Ekener: Toprak insanı.
Ekinci: Ekip biçen kimse.
Ekinel: Tanm1a, uğraşan.
Ekiner: Kültürlü ve yiğit. 2. Tarımla ilgilenen.
Ekmel: Mükemmel.
Ekrem: Fazlasıyla cömert. 2. Gururuna çok düşkün olan.
Elçi: Bir devleti başka bir devlet katında temsil eden kimse, sefir. 2. Bir Uzlaşma sağlamak veya iş bitirmek için birinin yanına gönderilen kimse. 3. Yalvaç, peygamber, resul.
Elçialp: Yiğit temsilci.
Elçibey: Temsilci.
Eldem: Ehli. 2. Cana yakın.
Elitez: Elitez, eline çabuk.
Elver: Yardımcı ol.
Elverdi: Yardım eden, yardımcı.
Elveren: Yardımcı olan.
Emanet: Korunmak birine veya bir yere bırakılan eşya, kimse. 2. Bir kimse ile birine gönderilen şey. 3. Eşyanın emanet olarak: bırakıldığı yer. 4. Can.
Embiya: Paygamberler, evliya.
Emcet: Onurlu.
Emet: Nihayet.
Emetullah: Allah’ın bereketi.
Emin: Güvenilir, inanılır kişi. 2. Sakıncasız, emniyetli, tehlikesiz. 3. Şüphesi olmayan. 4. Osmanlı
İmparatorluğunda bazı devlet görevlerindeki sorumlu kişilere verilen ad.
Eminel: Güvenilir kişi
Emir: Buyruk, komut. 2. Müslüman ülkelerin bazılarında bir kavim, şehir ya da ülkenin başı.
Emirbey: Yöneten saygın kişi.
Emirhan: Buyuran hükümdar.
Emirkan: Buyuran hükümdar kanından olan.
Emirsoy: Buyuran, hükümran bir soydan gelen.
Emrah: Oynayarak saz çalan.
Emran: Hayvan derisi ya da kürkü.
Emre: Aşık. 2. Ozan, 3. Arkadaş, kardeş.
Emri: Emirle ilgili.
Emrullah: Tanrı buyruğu.
Eneç: Dağlardaki karın erimesiyle kendine yatak oluşturan ve yaz gelmesiyle de kuruyan su yatağı. 2.
İki yükselti arasındaki düzlük.
Enek: Kapital.
Ener: Korkusuz kahraman.
Eneren: Çok ermiş, ermişlerin ileri geleni.
Enes: Secereli Arap atı.
Enginalp: Bütün güzellikleri benliğinde barındıran yiğit.
Enginay: Uçsuz bucaksız ay.
Enginel: İyi yetiştirilmiş derin bilgi sahibi kişi.
Enginer: Engin yürekli ve yiğit.
Enginsoy: Engin insanların soyundan gelen.
Enginsu: Uçsuz bucaksız deniz.
Engintürk: Her yanı sarmış olan Türk. 2. Derin bilgiye sahip Türk.
Engiz: Sık ağaçlıkların oluşturduğu karanlık.
Engür: Çok gür. 2. Çok verimli.
Enis: Dost, arkadaş.
Ensar: Koruyup gözeten. 2. Yardımcı olan.
Ensari: Ensar kişilerden biri.
Enver: Üzerinde nur ışığı varmış gibi parıldayan. 2. Çok güzel.
Eracar: Yetenekli kişi.
Eralonc.: Korkusuz akıncı.
Eral: Korkusuz yiğit.
Eralan: Her anlamda yiğitliğini gösteren.
Eralp: Yiğit ve korkusuz kişi.
Erandaç: Yiğitliğiyle ünlenmiş evlat.
Eranıl : Yiğitliği dilden dile dolaşan kişi.
Eraslan: Aslan gibi korkusuz ve güçlü olan kişi.
Eray: Er gibi aydınlık.
Eraydın: Yiğit ve aydın kimse.
Erbatur: Kokusuz, kahraman.
Erbay: Saygın ve korkusuz kişi.
Erberk: Cesur ve şimşek gibi hızlı.
Erbey: Saygın ve korkusuz kişi.
Erbil: Yiğitliği ile bilinen.
Erbilen: Yiğitlerin yanında olan.
Erboğa: Boğa gibi güce sahip olan.
Erboy: Yiğit, boylu, endamlı.
Ercan: Yüreğinde korku hissetmeyen, cesaret sahibi.
Ercihan: Korkusuzluğuyla, yiğitliğiyle dünyaya nam salmış kişi.
Ercivan: Yiğit ve genç.
Erciyes: Kayseri’deki dağın ismi.
Ercümend: İtibarı olan, çevresinde saygı gören.
Erçelik: Çelik gibi güçlü erkek.
Erçetin: Gözüpek ve hiçbir şeyden yılmayan.
Erçevik: Korkusuzluğu ve atikliğiyle ünlü olan.
Erdağ: Yeşermiş, çayır, çimenli dağ.
Erdal: Yeni yeni filizlenmeye başlamış dal.
Erdemalp: Erdemliğe erişmiş. yiğit
Erdemer: Erdemlilik yeterliliğine sahip olan.
Erdemir: Demir kadar güçlü.
Erdemli: Ahlaki açıdan her alanda yeterliliğe sahip olan, faziletli.
Erden: İnsan eli değmemiş, bakir,
Erdenalp: Dürüst ve iyiliksever yiğit·
Erdenay: Ay kadar bakir
Erdener: Dürüst ve iyiliksever kişi.
Erdeniz: Denizlerin korkusuzu.
Erdibey: Ermişliğiyle itibar gören kişi
Erdil: Yiğit, sözüne güvenilir.
Erdilek: Dilediklerine kavuşmuş kişi.
Erdin: İsteklerini elde ettin. 2. Yetkinliğe eriştin.
Erdinç: Dinç ve sağlıklı.
Erdiner: Amacına ulaşan yiğit.
Erdoğan: Doğuştan yiğit gibi doğan.
Erdoğdu: Yiğit, kahraman doğdu. .
Erdönmez: Ağzından çıkanı sahiplenen ve sözünden dönmeyen
Erdur: Yiğitliğiyle gereksiz yere övünmeyen.
Erduran: Durgun, sakin yiğit
Erek: Amaç, gaye, maksat, hedef.
Ereken: Çabuk eken.
Erel: Erkek eli, güçlü eL.
Erem: Bir işi yürekten isteme.
Erenalp: Ermişliği ve yiğitliği benliğinde barındıran.
Erenay: Ermiş ve ay gibi aydınlık.
Erenean: can dost.
Erençer: Huzur veren.
Erendiz: En büyük gezegen, jüpiter.
Erenler: Olağanüstü sezgileriyle bazı gerçekleri gördüğüne inanılan kişi. 2. Kendini tüm benliğiyle Tanrı’ya adamış kimse.
Erenöz: Kökü ermiş olan.
Erensoy: Ermiş soyundan olan.
Erentürk: Her şeyi bilen Türk.
Erer: Amaçlarına erişen.
Ereren: Benliğinden ayrılmış, kendini Tanrıya adamış.
Ergalip: Gücüyle üstün gelen.
Ergazi: Yiğit, kahraman, savaşçı.
Ergen: Buluğ çağına erişmiş olan. 2. Henüz evlenmemiş olan, bekar.
Ergenç: Genç erkek.
Ergene: Çadır kapısı. 2. Dağ yamacl.
Ergenekon: Dağın zirvesi.
Ergener: Genç, ergen erkek.
Ergi: Güzelliği yakalama. 2. İyi bir şeye erişme durumu, mazhariyet-
Ergiden: Yiğit erkek.
Ergil: İtimat edilen, inanılan kişi.
Ergin: Olmuş, yetişmiş, kemale ermiş. 2. Haklarını kullanabilecek yaşa gelmiş olan.
Erginalp: Yiğit delikanlı.
Erginay: Ay gibi parıldayan delikanlı.
Erginbay: Saygı duyulan delikanlı.
Ergincan: İçten ve sevecen delikanlı.
Erginer: Yiğit delikanlı.
Erginsoy: Soyunda yiğit1ik, delikanlılık bulunan.
Ergönül: Gönülden dürüst kişi.
Ergun: Hızlı giden oynak at
Ergüç: Güçlü, kuvvetli, yiğit.
Ergüder: Yiğitlik peşinde olan anlamında.
Ergül: Yeni açan gül.
Ergülen: Güler yüzlü, sempatik.
Ergüler: Durmaksızın gülen anlamında.
Ergümen: istediklerini elde etmiş olan.
Ergün: Mütevazi ve sessiz kişi. 2. Sulu kar.
Ergünay: Ay gibi sessiz.
Ergüner: Mütevazi.
Ergüneş: Sabah güneşi.
Ergüney: Her ilişkisinde mütevazi olan.
Ergüven: Kendine güvenen, kendiyle barışık olan.
Ergüvenç: Güven duyulan, itibarlı kişi.
Erhan: Korkusuz hükümdar. 2. Çok merhametli, acıma duygusu çok olan.
Erhun: Korkusuz savaşçı.
Erışık: Kültürlü, aydın kişi.
Erışın: içindeki cevheri paylaşan.
Eriker: Yetenekli kişi. 2. Korkusuz.
Eril: Erkek.
Erimer: Erişmiş, ulaşmış yiğit.
Erin: Olgunluğa erişmiş kişi.
Erinçer: Çevresine huzur saçan kimse.
Erip: Bilgisi ve yeteneğiyle zeki olduğunu belli eden kişi.
Eriş: Saldırı, hücum.
Erişkin: Yetkinliğe ermiş, gelişmiş.
Eriz: iz bırakan yiğit.
Erk: Kudret. 2. Kişiliği ya da konumuyla yaptırım gücü bulunan. 3. Samimiyet. 4. Sevgi.
Erkal: Her zaman için yiğitliğini koru, taviz verme anlamında.
Erkan: Yiğitliği geçmişinden gelen.
Erkaya: Kaya gibi güçlü.
Erkel: Gücü, kudreti bilinen el.
Erker: Güçlü kuvvetli.
................................................

Vacip: Yapılması gerekli olan. 2. İslam dininde farzdan sonra gelen emir.
Vacit: Yaratan, ortaya çıkaran.
Vali: Yeter, tam. 2. Sözünün eri, sözünde duran.
Vatir: Fazlasıyla çok olan.
Vatit: Elçi.
Vaha: Çöl ortasında sulak ve yeşillik yer.
Vahap: Bağışlayan, ihsan eden.
Vahdet: Bir ve tek olma, birlik. 2. Tanrıya ulaşma. 3. Yalnızlık, kendi kendine kalış.
Vahdettin: Dinin tekliği
Vahim: Korkulu, çok tehlikeli.
Vahip: Tek, yalnızca bir tane olan.
Vahit: Bir tek olan.
Vahittin: Dinin tekliği.
Vaiz: Dini öğütler veren kimse.
Vakar: Ağırbaşlı olan.
Vakıf: Bilen. 2. Bir şeyi vakıf durumuna getiren.
Vakkas: Okçu, iyi ok atan, savaşçı.
Vakur: Ağırbaşlı, onurlu.
Vala: Şanı, adı sanı yüce olan.
Varal: Var olanı al. 2. Yetiş al.
Vardar: Balkanlarda bir ova ve ırmak.
Vargın: İstediğini elde eden.
Varış: Çabuk kavrayan, anlayış, güçlü seziş, 2. Bir yarışın son bulduğu yer, finiş. 3. Varmak durumu veya biçimi.
Varlık: Var olma durumu, mevcudiyet. 2. Önemli, yararlı şey. 3. Para, mal, mülk, zenginlik. 4. Ömür,
hayat.
Varol: Her zaman yaşa.
Vasfi: Nitelikli.
Vasıf: Nitelik.
Vasıl: Ulaşan, varan.
Vassaf: Nitelendiren, tanımlayan.
Vatan: Yurt, ülke.
Vataner: Vatanını seven.
Vatansever: Vatanını seven.
Vecahet: Güzellik, güzel yüz. 2. Saygınlık, onur, haysiyet.
Vecaip: Vecibeler, ödevler.

Vecdet: Zenginlik.
Vecdi: İçi içine sığmamak.
Vechi: Taraf, yan, yüz.
Vecid: Coşkulanmak, sevinç.
Vecih: Yol; tarz. 2.Yüz, çehre.
Vecihi: Yüz, çehre.
Vecit: Çoşkunluk. 2. Kendinden geçme.
Veciz: Kısa ve anlatımı etkili söz.
Vedat: Sevgi, dostluk.
Vedayi: Emanet olarak bırakılan.
Vedid: Sevgisi çok olan, dost.
Vefa: Sevgi bağlılığı, sevgide sebat etme.
Vefi: Vefalı kişi.
Vefik: Yoldaş. 2. Aynı düşüncede olan.
Vehbi: Tanrı vergisi, doğuştan.
Vehip: Bağışlama.
Vejın: Yaşamak.
Vekil: Başkasının yerine hareket eden, konuşan.
Vel: Sığ.
Vela: Yakınlık, sahiplik:
Veli: Ermiş, eren, evliya.
Velican: Candan dost.
Velit: Yeni doğmuş çocuk.
Ven: Amaç, erek.
Verdi: Güle ait.
Vergin: Özverili olan.
Verim: Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç.
Verka: Güvercin, açık boz.
Verşan: Şan, şöhret saç.
Vesamet: Güzellik.
Vesim: Yüz güzelliğine sahip olan.
Veyis: Garibanlık.
Veysel: Garibanlık.
Veysi: Gariban, zavallı.
Vezir: Bakan.
Virni: Mevsiminde olmayan.
Viyan: İstek, arzu.
Volkan: Yanardağ.
Vural: Elde et.
Vurcan: Tutkun dost

Vuska: Çok sağlam kuvvetli.









.: Weblog Themes By Pichak :.


تمامی حقوق این وبلاگ برای سایت آموزش ترکی استانبولی محفوظ است و کپی برداری ممنوع میباشد طراحی : پیچک