آموزش زبان ترکی استانبولی
 
آموزش گام به گام ترکی استانبولی در اینجا بهتر از همه جاروزهای شنبه ,دوشنبه و چهارشنبه با درسهای جدید از این پس این وب آپ میشود

محل درج آگهی و تبلیغات
 
نوشته شده در تاریخ چهارشنبه 27 اردیبهشت 1391 توسط ay

Senetlerin kaydı=ثبت اسناد

Senetleri kaydetmek=ثبت کردن اسناد

Sevap=ثواب

Sevapçılık=ثوابکاری

Sabit/kalıcı/sürekli/devamlı=ثابت

Sabit hesap=حساب ثابت

Sabit renk/Kalıcı renk=رنگ ثابت

Sabit fikirli=ثابت رای/ثابت فکر

Sabit kadem/sebatlı=ثابت قدم

isbatlamak/kalıcı etmek=ثابت ساختن /اثبات کردن

Sabit olmak=ثابت شدن

Sabit etmek/saptamak=ثابت کردن

Saniye=ثانیه

sarımsak=سیر

Zengin/sevetli/Mallı/Varlıklı=ثروتمند/غنی /متمول

ağırlık merkezi=مرکزثقل

Bu da bitti=اینهم تمام شد

kemik erimesi=پوکی استخوان

ev =خانه
evde=
درخانه
evden=
ازخانه
  
oda =
اتاق
odada=
دراتاق
odadan =
ازاتاق

odadayım =دراتاقم
Ali bey, evdeymiş.=
علی آقا درخانه بود


evde =
در خانه
evlerde =
در خانه ها
köprüde =
روی پل
köprülerde =
روی پل ها
odada =
در اتاق
odalarda =
در اتاقها

Ali ile arkadaşı , odaya girdi=علی ودوستش وارد اتاق شدند

Mustafa ile Selim partiye gitti=مصطفی وسلیم به پارتی رفتن

Benimle Mehmet geldi=مهمت بامن آمد

Ali arkadaşıyla , odaya girdi=علی بادوستش وارد اتاق شد

Mustafa, Selim 'le partiye gitti=مصطفی باسلیم به پارتی رفت

Toplantıya sekreterimle katıldım=

درجلسه به همراه منشی امشرکت کردم 

sabır=صبر

sabırsız=بی صبر

ses=صدا

sessiz=بیصدا

şeker=شکر

şekersiz=بی شکر

ehliyet=گواهینامه

ehliyetsiz=بدون گواهینامه

Bir çay, şekersiz olsun, lütfen=یه چای لطفا بی شکر باشه

Sonsuz bir yolculuk gibiydi=مثل یک سفر بی پایان بود

Sensiz gidiyorum=بدون تو میروم

Değersiz bir saat aldım=یه ساعت بی ارزش خریدم

Londralı =اهل لندن
  Londralılar=
اهالی لندن

İstanbullu =استانبولی
  İstanbullular=
اهالی استانبول

İngiltereliyim=انگلیسی هستم





نوشته شده در تاریخ دوشنبه 25 اردیبهشت 1391 توسط ay
دانلود فابل PDF  درس چهارم از کتاب درس

از طریق لینک زیر

http://s3.picofile.com/file/7381423117/Unit_4.pdf.html

دانلود فایل صوتی مربوط به این درس

از طریق لینک زیر

http://s3.picofile.com/file/7381441177/4.mp3.html







نوشته شده در تاریخ چهارشنبه 20 اردیبهشت 1391 توسط ay

Tavsiye=توصیه

Tavsiye etmek=توصیه کردن

komplo/entrika=توطئه

Komplo hazırlamak/Entrika yapmak=توطئه کردن

Suikast=سو قصد

Bekleme/beklenti=توقع

Ummak=توقع داشتن

durma/duraklama=توقف

Tevekkül=توکل

Tevekkül etmek=توکل کردن

üretim/üretme/icat=تولید

üreten/üretici/icat eden=تولید کننده

üretmek/icat etmek=تولید کردن

üretim işleri/üretim işlemleri=امور تولیدی

üretim araçları=وسایل تولیدی

üretim kaynakları=منابع تولید

üretim olanakları/üretim imkanları=امکانات تولیدی

üretim yeri/üretim mahalli=محل تولید

üretim merkezleri=مرکز تولید

üretim ilişkileri=مناسبات تولیدی

üretim güçleri=نیروهای تولیدی

Tünel=تونل

Tevehhüm/sanma/sanı=توهم

Dip/son/bitim/kütük=ته

Başı ve dibi/ilki ve sonu=سر وته

sokağın sonuna varmak=به ته کوچه رسیدن

Her şeyin sonu vardır ilmin hiç bir zaman sonu yoktur.

همه چیز ته(پایان دارد)علم هیچ وقت پایان ندارد

çek kütüğü=ته چک

Dipli /dibi olan=ته دار

Bu kuyunun dibi pek derindir=ته این چا خیلی عمیق است

şu havuzun dibi gözüküyor=ته این حوض دیده میشود

Tehdit/korkutma/yıldırma=تهدید

Korkutucu/korku verici=تهدید آمیز

Korkutmak/yıldırmak=تهدید کردن

okluk=تیر دان

Tiroit=تیروئید

Direk=تیرک

Misket/bilye=تیله

Ustura=تیغ

Ufak han=تیمچه

keser=تیشه

Tip=تیپ

Fransız tipi=تیپ فرانسوی

iranlı tipi=تیپ ایرانی

Onun tipi bizim tipe uymuyor=تیپ او به تیپپ ما نمیسازد



ادامه مطلب

نوشته شده در تاریخ چهارشنبه 6 اردیبهشت 1391 توسط ay

Tuzak/Kapan=تله/دام

Teleks=تلکس

Telepati=تله پاتی

Damga pulu=تمبر اداری

koleksiyon pulu=تمبر کلکسیون

demri hindi=تمبر هندی

hatıra pulu=تمبر یادگاری

Telefon modern uygarlığın nimetlerindendir=

تلفن از نعمات تمدن مدرن است

bütün yeni aygıtlar kendi yerinde büyük bir nimet sayılırlar=

همه

مصنوعات جدید درجای خود نعمت بزرگی محسوب میشوند

Fiske=تلنگر

Sarsılma/sendeleme=تلوتلو

Domates=گوجه فرنگی

Temas=تماس

Seyirci/izleyici=تماشاچی/تماشاگر/بیننده



ادامه مطلب

نوشته شده در تاریخ شنبه 2 اردیبهشت 1391 توسط ay

Canlı yayın=پخش زنده

Televizyon=تلویزیون

Siyah beyaz televizyon=تلویزیون سیاه سفید

Renkli televizyon=تلویزیون رنگی

Televizyon programları=برنامه های تلویزیونی

Televizyon kanalı=کانال تلویزیون

Birinci kanal=بیرینجی کانال/کانال یک

TV(televizyon)filmi=فیلم تلویزیونی

ÜÇÜncÜ/beşinci /yedinci kanal=کانال 3 /7/5

Telgraf=تلگراف

Telefon=تلفن

Televizyon Bugünkü uygarlığın modern bir aracıdır=

تلویزیون یک

وسیله مدرن امروزی است



ادامه مطلب

نوشته شده در تاریخ دوشنبه 28 فروردین 1391 توسط ay


Tasmim/ Karar alma=تصمیم

karar vermek=تصمیم گرفتن

Tasavvur/hayal etme=تصور

Tasavvuf=تصوف

Tasvip/onama/onaylama=تصویب

Tasvip etmek/onamak/onaylamak=تصویب کردن

onaylanmak=تصویب شدن

iki kat olmak=دوبرابر شدن

onay belgesi=تصویب نامه

Karşıt/zıt=تضاد

Tarife=تعرفه

tearuz/aykırılık=تعارض

Taarruz etme/el uzatma=تعرض/دست درازی

Taarruz etmek/el uzatmak=تعرض کردن دست دراز کردن

Azap vermek/işkence etmek=عذاب دادن

/ایشکنجه اتمک /شکنجه کردن

Takip etmek=تعقیب کردن

Tabir=تعبیر

hayran edici/şaşırtıcı=حایران ادیجی/تعجب آور

şaşma/şaşırma/ hayret/şaşkınlık=تعجب

Hayran kalmak/şaşmak=تعجب کردن

Hayret verici=تعجب انگیز

tecavüz etmek=تجاوز کردن

Taassup/bağnazlık=تعصب

 Taassuplu olmak/Taassup göstermek=تعصب داشتن



ادامه مطلب

نوشته شده در تاریخ یکشنبه 27 فروردین 1391 توسط ay
AdjectiveMeaningIntensifiedMeaning
acayipqueerapacayip, çok acayip very strange
acelein a hurryalelacelevery hastily
açıkclear/openapaçıkvery clear/open
ayrıseparateapayrıquite separate
bakkalgrocerbakkal çakkalgrocers and the like
başkaanotherbambaşkaquite another thing
bayağıcommonbasbayağıvery common
baygınunconsciousaygın baygınlanguid
bedavagratisbesbedava - (little used)completely free
bellievidentbesbellivery clear
beterworsebesbetereven worse
beyazwhitebembeyazbrilliant white
bokshitbombokutterly spoilt
bolfullbosbolfilled to the brim
boşemptybomboşquite empty
burunnosebaltaburunhook nosed
buruşukcreasedbumburuşukwrinkled all over
bütünallbüsbütünwholly
canlıalivecapcanlıanimate
çabukquicklyçarçabukvery quickly
çevresurroundingsçepeçevreall around
çöprubbishçerçöpsweepings
çıplaknakedçırılçıplakstark naked
dağınıkuntidydarmadağınıkreally untidy
darnarrowdapdarcramped, tight-fitting
daracıkpretty narrowdapdaracıkvery narrow
delimadmanzıpırdelifrantic madman
delicrazyzırdeliraving mad
delicecrazilydeldelicemadly
dikperpendiculardimdikbolt upright
dirialivedipdirifull of life
dizgin(stirrup)doludizginat full pelt
dızlakbald/nakeddımdızlakdestitute
doğruright/correctdosdoğrudead right
dolufulldopdolucrammed full
durulimpiddupduruvery clear
düzflatdüpedüzdead flat
düzstraightdümdüzdead straight
düzevendüpedüzdead even
genişwidegepgenişexpansive
gıcırbrand newgıpgıcırspanking brand new
gündüzdaylightgüpegündüzbroad daylight
incethinipincevery thin
ılıktepidıpılıklukewarm
ıslakwetıpıslaksopping/all wet
ıssızuninhabitedıpıssızdesolate
iribigipirivery huge
karablackkapkarablack as night
karışıkmixed upkarmakarışıkcompletely mixed up
kısashortkıpkısa, kısacıkvery short
kocalargekoskocahuge
kocamanhugekoskocamanenormous
kolayeasykopkolayvery easily
koyudense darkkopkoyureally dark
körblindköpkörabsolutely blind
kötübadköpkötü - (child talk)very bad
kötürümparalyzedköskötürümcompletely paralyzed
kurudrykupkurubone dry
kütüka logküskütükhopelessly drunk
kıvraktidykıskıvrakneat and tidy
mavibluemasmavibright blue
morpurplemosmorbright purple
pakcleanakpaksqueaky clean
pembepinkpespembeshocking pink
perişanmiserable/worriedperperişanvery perturbed
parçabitsparamparçain smithereens
pisdirtypimpis - (child talk)filthy dirty
sağlamhealthysapsağlamin fine fettle
sağlamhealthysapasağlamin fine fettle
sarıyellowsapsarıbright yellow
sefilmiserable/poorsersefilvery miserable/poor
sıcakhotsımsıcakred-hot
sıklamdampsırılsıklamsopping wet
sıkıtightsımsıkıvery tight
sivrisharpsipsivridead sharp
siyahblacksimsiyahjet black
şirincharmingşipşirinvery charming
talanpillagealantalanin utter confusion
tamamcompletetastamamperfect
tatlısweettaptatlıvery sweet
tazefresh (food)terütazeblooming/very fresh
tazefreshtaptazevery fresh
temizcleantertemizsqueaky clean
topround, ball-liketortopquite round
usluwell behavedupusluvery well behaved
uzunlongupuzunvery long
uygunsuitableupuygunquite adequate
yalnızaloneyapayalnızabsolutely alone
yassıflat and wideyamyassıvery flat
yaşwetyamyaşall wet
yeninewyepyenibrand new
yeşilgreenyemyeşilbright green
yumruswollen/roundyusyumruvery swollen/round
yumuşaksoftyusyumuşakvery soft
yuvarlakglobularyusyuvarlakabsolutely spherical
zayıfthin/feeblezapzayıfvery thin/feeble




نوشته شده در تاریخ یکشنبه 20 فروردین 1391 توسط ay
نسبت های خانوادگی
father baba
mother anne
baby bebek
brother erkek kardeş
sister kız kardeş
elder brother abi (ağabey)
elder sister abla
son oğul, erkek çocuk
daughter kız, kız çocuk
aunt (mother's side) teyze
aunt (father's side) hala
grandfather dede, büyükbaba
grandmother nine, büyükanne
grandmother (mother's side) anneanne
grandmother (father's side) babaanne
nephew, niece yeğen
uncle (father's side) amca
uncle (mother's side) dayı
cousin kuzen
father-in-law kayınbaba, kayınpeder
mother-in-law kaynana, kayınvalide
sister-in-law baldız
sister-in-law's husband bacanak/باجاناک
son-in-law ; bridegroom damat
daughter-in-law ; bride gelin
sister's husband enişte
grandson ; granddaughter, grandchild torun
twin ikiz
twin brother, twin sister ikiz kardeş
wife eş, hanım, karı
husband koca/کوجا
step mother üvey anne
step father üvey baba




نوشته شده در تاریخ شنبه 19 فروردین 1391 توسط ay

Onu, beş kere(dört kere ) yaptım.

آنرا پنج بار(چهاربار)انجام دادم

Structure: It is # min. to # o'clock. -e var
Saat iki'ye on (dakika) var
- It is ten (minutes) to two

Structure: It is # min. past # o'clock -i geçiyor
Saat iki'yi on (dakika) geçiyor. - It is ten (minutes) past two.

Structure: At the time that.At # min. to # o'clock. -e kala
Saat iki'ye on (dakika) kala. - At ten to two.

Structure: At the time that.At #min. past # o'clock. -i geçe
Saat iki'yi on (dakika) geçe. - At ten past two.

The Sentence Structure can only be used with the suffix - -ken - while.. - inside another sentence as the examples below show - Saat kaç acaba? - What time is it please? - Saat Yedi'yi çeyrek geçiyor.

Some examples

Ne zaman gelirsin? - When (at what time) will you come?
Saat yedi'yi çeyrek geçiyor'da gelirim - (WRONG!)
Saat yedi'yi çeyrek geçiyorken gelirim - (TRUE with -ken)
Saat yedi'yi çeyrek geçe gelirim
- (CLAUSE form)
or -
Saat altı'ya beş var'da gelirim - (WRONG!)
Saat altı'ya beş varken gelirim - (TRUE with -ken)
Saat altı'ya beş kala gelirim
- (CLAUSE form)

Any of the 3 forms (except for the sentence structure) can be used within a sentence. Let us see some examples
Saat 7'yi çeyrek geçe gelirim - (Clause)
Saat 7 çeyrekte gelirim - (Analog)
Saat 7:15 (yedi onbeş) te gelirim - (Digital)

When you use the sentence structure, then it is used like this...
Saat 7'yi çeyrek geçerken gelirim. - I will arrive at a quarter past seven. [Lit: I will arrive (come) as (while) a quarter is passing 7 o'clock.]





نوشته شده در تاریخ شنبه 19 فروردین 1391 توسط ay

Some times of day

Turkish English
şafak dawn
kahvaltı breakfast
sabah morning
sabahleyin at morning, in the morning
gün day
bütün gün all day long
her gün every day
gündüz daytime, daylight
öğle noon
öğleden sonra afternoon
öğle yemeği lunch
akşam evening
akşamleyin in the evening, at eventide
akşam üstü teatime, early evening
akşam yemeği dinner, evening meal
dün yesterday
dün sabah yesterday morning
dün akşam yesterday evening
dün gece last night
evvelki gün the day before yesterday
alacakaranlık [alaca-karanlık] twilight
gece night
geceleyin in the night, at night
gece yarısı Lit: night its-half midnight
geçen gün the day past, the other day, yesterday
geçen ay last month
geçen sene/yil last year
geçen hafta last week
geçenlerde recently (in the past), lately
erken early
geç late
ne zaman when (what time, the time that..)
ay month
cumartesi gecesi Saturday night
ertesi gün the following day
ertesi hafta the following week
evvelki/evvelsi gün the day before yesterday
geceleri at nights
gelecek hafta next week
hafta week
öbür gün the day after tomorrow
öbür hafta the week after next
öğleleri at noon times
öğleyin at noon
pazar sabahı Sunday morning
sabahları in the mornings
son günlerde in the last few days
son zamanlarda recently
yarın tomorrow
yıl/sene year

 



ادامه مطلب

نوشته شده در تاریخ شنبه 19 فروردین 1391 توسط ay

once, twice, several times.

bir kez, bir defa, bir kere - once
iki kez, iki defa, iki kere - twice
birçok kez, defa, kere - several times
hiç - ever [in positive sentences]
hiç - never [in negative sentences]

Neredeydin? - [or colloquial - Nerdeydin?] - Where have you been? / Where were you?
Have you ever been to Antalya? - Hiç Antalya'da bulundun mu?
Have you ever been to Antalya? - Hiç Antalya'ya gittin mi?
Yes,I have been there once/twice. - Evet, bir defa/iki defa/ orada bulundum.
Yes,I have been there many times. - Evet, bir çok kere (bir çok kez/ bir çok defa) oraya gittim.
No, I have not been/never been there. - Yo, Antalya'ya hiç gitmedim.
No, I have not been/never been there. - Yo, Antalya'da hiç bulunmadım.



ادامه مطلب

نوشته شده در تاریخ شنبه 19 فروردین 1391 توسط ay
January - ocak   February - şubat   March - mart   April - nisan   May - mayıs    June - haziran   July - temmuz   August - ağustos   September - eylül   October - ekim   November - kasım   December - aralık




نوشته شده در تاریخ شنبه 19 فروردین 1391 توسط ay
  • Kuzey - North
  • Güney - South
  • Doğu - East (دوئو)
  • BatI - West (باته)
  • ilkbahar/ bahar (بهار)

    yaz (تابستان)

    sonbahar/ güz(پاییز)

    kış(زمستان)





    نوشته شده در تاریخ شنبه 19 فروردین 1391 توسط ay
    About the Weather
    berbat - awful fırtına - storm
    soğuk - cold güneş - sun (n.)
    sıcak - hot güneşli - sunny (adj.)
    güzel - good, nice hava sıcaklığı - temperature
    harika - marvellous sıcaklık - heat
    yağmur - rain (noun.) derece - degree(s)
    yağmur yağmak - rain (verb.) şemsiye - umbrella
    yağmurlu, yağışlı - rainy (adj.) ılık - warm
    kar - snow (n.) hava - weather
    kar yağmak - snow (v.) hava tahmini - weather forecast
    kar yağışlı, karlı - snowy (adj.) hava durumu - weather condition
    dolu - hail rüzgar - wind (n.)
    hafif - light yel - wind
    sert - heavy poyraz - breeze
    durmak - stop (v.) rüzgar esmek - to blow wind (v.)
    yıldırım - lightning (n.) rüzgarlı - windy (adj.)




    نوشته شده در تاریخ شنبه 19 فروردین 1391 توسط ay
    Ne güzel bir gün! - What a lovely day!
    Hava yarın nasıl olacak? - What will the weather be like tomorrow?
    Yine güneşli, fakat biraz rüzgarlı. - It's sunny again, but a little windy.
    Kaç derece? - What is the temperature?
    Hava çok sıcak. . - The weather is very hot.
    Neredeyse 31 derece. - Nearly 31°C (degree Celsius).
    Erzurumda kar yağacağını düşünüyor musun? - Do you think it will snow in Erzurum?
    Sanmıyorum. Kar için erken. - I don't think so. It is early to snow.
    Fırtına olacağını düşünüyor musun? - Do you think there will be a storm?
    Sanmıyorum. - I don't think so.
    Ama Ağrı'da kar yağıyor. - But it is snowing in Ağrı.
    Orada kar yağışı ne zaman durur? - When will it stop snowing up there?
    Yakında durur. - It will stop soon.
    Yağmur mu başlayacak? - Will it start to rain?
    Evet, birazdan yağmur başlayacak gibi. - Yes, looks like rain soon.
    Şemsiyeye ihtiyacım olur mu? - Do I need an umbrella?
    Sana şemsiyeni yanına almanı öneririm. - I suggest you to get your umbrella with you.
    Ne berbat hava! Saat başı değişiyor. - What an awful weather! It changes hourly.
    Yağmur mu yağıyor? - Is it raining?
    Evet, yağıyor. - Yes, it is (raining).




    نوشته شده در تاریخ شنبه 19 فروردین 1391 توسط ay
    Distributive Numbers
    yarımşar half each
    birer one each
    ikişer two each
    üçer three each
    dörder four each
    beşer five each
    altışar six each
    yedişer seven each
    sekizer eight each
    dokuzar nine each
    onar ten each
    on birer eleven each
    yirmişer twenty each
    yirmi beşer twenty-five each
    otuzar thirty each
    kırkar forty each
    ellişer fifty each
    yüzer a hundred each
    ikişer yüz - (NOT iki yüzer) two hundred each
    biner a thousand each
    ikişer bin - (NOT iki biner) two thousand each
    birer milyon- (NOT milyonar NOR bir milyonar) a million each
    Kızlara ikişer elma verin Give the girls two apple each.


    ادامه مطلب

    نوشته شده در تاریخ پنجشنبه 17 فروردین 1391 توسط ay
    پاسخ دوست عزیز طاها

    .................................
    راستش من چون در اصفهان نیستم اطلاع ندارم یا به موسسات زبان مراجعه کنید یا باید افرادی رو پیدا کنین که خصوصی درس میدن.




    نوشته شده در تاریخ چهارشنبه 16 فروردین 1391 توسط ay

    Sadaka=صدقه

    Sadaka vermek=صدقه دادن

    Tesadüf/çarpma=تصادف

    çarpıŞmak/kaza yapmak=تصادف کردن

    Susamak/susuz olmak=تشنه شدن

    Susuz/susamış=تشنه

    Seccade=سجاده

    Kurulmak/şekil bulmak=تشکیل یافتن

    Teşkil vermek/kurmak/şekillendirmek=تشکیل دادن

    Abartma=مبالغه

    Abartmak=مبالغه کردن

    Rafineri=تصفیه خانه

    Tasfiye etmek/temizlemek/safatmak/rafine etmek=تصفیه کردن

    Açıkça ve gizlice olarak=آچکچا وگیزلیجه اولاراک

    تصریحا وتلویحا

    onaylama=تصدیق

    Damarların tıkanması/damarların sertleşmesi=تصلب شراین

     





    .: Weblog Themes By Pichak :.


    (تعداد کل صفحات:24)      1   2   3   4   5   6   7   ...  

    تمامی حقوق این وبلاگ محفوظ است | طراحی : پیچک